Mevlana Haftası İçin Kutlama Programı 2015/2016
MEVLANA
HAFTASI
(
2-9 ARALIK )
Kutlama
Programı
Sayın okul
yöneticilerim, kıymetli öğretmenlerim ve sevgili arkadaşlar burada Mevlana
Haftasını kutlamak üzere toplanmış bulunuyoruz.
Kutlama Programını arz ediyorum.
1.
Açılış
2.
Saygı
Duruşu ve İstiklal Marşı
3.
Gunun
anlam ve onemını anlatan konusma
4.
Mevlana
sıırlerı
5.
Mevlana
nın Hayatı
6.
Mevlana’nın
Vasiyeti
7.
Mevlana’nın
Yedi Öğüdü
8.
Mevlana’nın
Sozlerı
9.
Kapanış
Sizleri Ulu Önder Mustafa Kemal
Atatürk ve Aziz Türk Şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuna akabinde
İstiklal Marşı’nı okumaya davet ediyorum.
Günün anlam
ve önemiyle ilgili konuşmasını yapmak üzere okul müdürümüz Kursat OLMEZ i
buraya davet ediyoruz.
Üzerinde en çok söz
söylenen, en çok yazılan isimlerden biri de Hz.Mevlâna’dır. Hayatı, kişiliği,
eserleri ve felsefesi binlerce araştırmaya konu olmuş, kütüphaneler dolusu
kitaplar yazılmıştır; ancak bütün bunlar O’nu anlatmaya yetmemiştir. Burada
şunu da belirtmek gerekir ki O’nu anlatmak her dilin, her kalemin kârı
değildir!
Mevlana, bir sevgi ve hoşgörü elçisidir! Mevlana, aşktır! Mevlana, engin bir
okyanustur! Bu okyanusta biz sadece küçük bir balığız. Balık ne kadar
farkındaysa okyanusun, biz de o kadar farkındayız onun.
Hz.Mevlânâ her ne kadar dış görünüşü itibariyle sıradan bir insan gibi de
olsa, kendisinden asırlar sonra bile dünya insanlarının duygu düşünce ikliminde
ufuklar açılmasına vesile olan bir hazinedir.Bu vesıleyle onu anıyor ve
dusuncelerının ogutlerının hayatımıza,toplumuza yer etmesını umut edıyoruz.
Okul müdürümüz Kursat OLMEZ Bey’e
teşekkür ediyoruz.
**********************************************************************************
“Bin sene de okusam, Ne biliyorsun diye
sorsalar bana haddimi bilirim derim.”
Kıymetli
misafirlerimiz şimdi de programımıza Mevlana’nın sıırlerınden bırını okuması
ıcın
2-B
sınıfından Onur Arda KUS u buraya devam ediyoruz.
Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim
Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar
aydınlık, ne diye?
Hepimiz bir tek olgun kişiyiz, bir tek.
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan
bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikisi de.
Pekiyi, kutlu ne, kutsuz ne?
Hepimiz bir tek inciyiz, bir tek.
Başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız , ne diye?
ikı
buklum gokkubbenın altında ne dıye?
**********************************************************************************
‘Acı su
da, tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma… Görünüşte herkes insandır
ama gerçek insan hal ehli olandır.’
Sımdı de 2-B
sınıfından Eslem Sultan Mevlana sıırını okuyacak
Mevlana
Hoş görünün mimarısın
Gönüllerin baharısın
Türkülerin diyarısın
Canım Mevlana Mevlana
Döner durur semahların
Ne güzeldir sabahların
Çoktur senin âşıkların
Ağlar Mevlana Mevlana
Az da biter çokta biter
İnsana insanlık yeter
Gönüller hep seni sever
Yanar Mevlana Mevlana
Aşık Metin bitmez sanma
Hakkı uzakta arama
Bu gönülde ki yarama
Derman Mevlana Mevlana
Metin Keleş
*********************************************************************************
‘Göz iki,
kulak iki, ağzımız ise tektir. Çok görüp, çok dinleyip, Az konuşmak gerekir.”
4-G Sınıfından Nehır MACIT arkadaşımız Mevlana’nın hayatını
anlatacaktır.
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün
Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi’nin Belh şehrinde
doğmuştur.
Mevlâna’nın babası Belh Şehrinin ileri
gelenlerinden olup, sağlığında “Bilginlerin Sultânı” ünvanını almış olan
Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in
kızı Mümine Hatun’dur.
Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı
siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak
zorunda kalmıştır.
Sultânü’I-Ulemâ’nın ilk durağı Nişâbur
olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de
karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini
çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.
1222 yılında Karaman’a gelen
Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında
Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten
Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra
Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci
evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim
Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı
Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında idi. Konya’da bu devletin baş şehri
idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup
taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin
hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin
Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi.
Bahaeddin Veled Sultanın davetini
kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler.
Sultan Alâeddin kendilerini
muhteşem
bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis
ettiler.
Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında
Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi.
Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu.
Sultânü’I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve
müridleri bu defa Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna’yı babasının tek
varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini
olmuş, İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye
gelenlerle dolup taşıyordu.
Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i
Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems’de “mutlak kemâlin varlığını” cemalinde de
“Tanrı nurlarını”görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.
Mevlâna Şems’in ölümünden sonra uzun
yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin
Çelebi, Şems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıştılar.
Yaşamını “Hamdım, piştim,
yandım”sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ ın
rahmetine kavuştu. kıldıracaktı. dayanamayıp cenazede bayıldı. Mevlâna ölüm
gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani
Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü manasına gelen
“Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah vah edip ağlamayın
diyerek vasiyet ediyordu.
**********************************************************************************
“Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü
de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.”
4- F sınıfından Rozalın ADANIR arkadaşımız Mevlana’nın
vasiyetini anlatacaktır.
Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:
Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi,
az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza
devam etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve
cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı
vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en
hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.
“Ölümümüzden sonra
mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin
gönüllerindedir”
**********************************************************************************
“Akıllı insan düşündüğü herşeyi
söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.”
3-E
sınıfından Esma UZUN arkadaşımız
Mevlana’nın Yedi Öğüdünü anlatacaktır.
Mevlananın Yedi Öğüdü
Hz.
Mevlana’nın çağlar ötesinden günümüze ulaşan önemli miraslarından biri de yedi
öğüdüdür. Mevlana bu öğütlerinde ferdi ve toplumsal ahlakımız ve mutluluğumuz
açısından önemli olan, cömertlik ve yardımlaşmayı, şefkatli ve merhametli
olmayı, başkalarının kusurlarını örtmeyi, hiddet ve asabiyette galebe çalmayı,
tevazu ve alçak gönüllülüğü, hoşgörülü olmayı veya olduğumuz gibi görünmemizi
ya da göründüğümüz gibi olmamızı öğütlemektedir..
Gerek ferdi gerekse
toplumsal pek çok problemin reçetesi olan bu yedi altın öğüt şöyledir:
Cömertlik
ve Yardım Etmede Akarsu Gibi Ol
Cömertlik
duygusu insanları, muhtaç olanlara vermeye, ihsanda bulunmaya sevkeder. Bu
duyguya sahip olan kişi, hem bireysel anlamda gerçek mutluluğa ulaşır hem de
toplumsal alanda lüzumlu olan her konuda ihtiyaç sahiplerine yardım edebilme
hasletine sahip olur
Şefkat
ve Merhamette Güneş Gibi Ol
Şefkat
ve merhamet, insanlara karşı sevgi beslemekten geçer, sevgi ise Mevlana
düşüncesinin merkezidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi Mevlana’ nın sevgisi
evrenseldir, ırk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kapsar.
Başkalarının
Kusurlarını Örtmede Gece Gibi Ol
Mevlana’nın
çağlar ötesinden günümüze ulaşan çok değerli öğütlerinden bir diğeri de
başkalarının kusurlarını araştırmamaktır. Başkalarının kusurlarını araştıran,
kendisini başkalarına odaklayan kimse kendi hata ve kusurlarını göremez.,
Hiddet
Ve Asabiyette Ölü Gibi Ol
Mevlana’nın
bu tebliğimizde ele alacağımız bir diğer önemli öğüdü ise öfkemize hakim
olmamızla ilgilidir. Öfkeyi ihtiyaçlarımız veya arzularımız engellendiğinde,
incinme, tehdit vb durumlarda gösterdiğimiz kızgınlık veya saldırganlık olarak
tanımlayabiliriz. İnsan öfke ile yapılacak işin yarar yerine zarar getireceğini
düşünerek öfkelenmemeğe kendisini alıştırmalıdır.
Tevazu
Ve Alçak Gönüllülükte Toprak Gibi Ol
“Tevazu, makam, servet, şöhret gibi gelip
geçici şeylere gereğinden fazla önem vermemek, bunları yararlanma, insanlara
hizmet ve yardım etmek için bir vasıta saymaktır.
Mütevazi
insan, hayatın türlü aşamalarını düşünerek kendi acizliğini unutmaz. Bütün hareketlerinde
aklını kullanır. Basit duygularına esir olmaz. Sık sık kendini kontrol ederek
hatalarını bulmaya ve bunları düzeltmeğe çalışır.
Hoşgörülülükte
Deniz Gibi Ol
Mevlana’nın
yedi öğüdünden altıncısı hoşgörülü olmakla ilgilidir.
Hoşgörü, insanı, insanlığı anlamak, bilmek, saygı duymaktır. İnsanların
birbirinden farklı duygu, düşünce, davranış, tutum, eylem biçimleri olduğunu
kabul etmektir.
Ya
Olduğun Gibi Görün, Ya Göründüğün Gibi Ol
Mevlana’nın
burada ele alacağımız son öğüdü olduğun gibi görünmektir.
Genel anlamıyla kişinin başkalarından ayrı bir insan olarak kendi sosyal
kimliğinin farkında olması psikolojide öz-bilinç kavramıyla ifade edilmektedir.
Psikolojik anlamda sağlıklı insanlar ne olduklarının ve ne olmadıklarının
farkındadırlar. Mevlana’nın burada ifade etmek istediği husus insanın özüyle,
sözüyle bir olmasıdır.
**********************************************************************************
“Dilini
terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden
çıkar.”
4/B
sınıfından Rabıa SIMSEK ve 2-F sınıfından Yıgıt KARADEMIR arkadaşımız
Mevlana’nın
Sozlerını bızlere sunacaklar.
Mevlana’nın sözleri
1. Nice
insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan
yok.
2. Birisi
güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri
gelir.
3. .
Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.
4. ·
Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
5. ·
Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.
6. ·
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
7. Gerçek
kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz
söyleyenin soluğundan anlaşılır.
8. ·
Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet’in yolunun
toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de
bezmişim ben, o sözden de.
9. ·
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen
göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
10.·
Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek
gerek.
11.·
Doğruluk, Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer.
Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
12.Bir
kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah’ın inayet ve muhabbetine
mazhar olmanın delilidir.
13.·
Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin
karşılığıdır.
14.·
Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker.
Meyvesiz bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
15.·
Dert, insana yol gösterir.
16.Sokak
köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan
kurtulamaz.
17.·
Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
18.·
Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
19.·
Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin
huylu olma bari
20.Hz
Mevl · Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
21. Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran
kılavuzdur.
22.·
Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
23.·
Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
24.Bir
mum diğerin tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
25.Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et;
Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.
26.AŞK Acısı taşımayan Yürek ; Ya Deliye aittir, Ya
Ölüye.
27.Bin sene de okusam, Ne biliyorsun diye sorsalar bana
haddimi bilirim derim.
28.Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine,
sevmek ve sevilmek için çareler arayın.
29.Aşk, ücreti ve karşılığı olmayan bir hastalıktır Aşk
hükmetmez ; terbiye eder…
30.Kabiliyetsiz olmak bir kusur değildir..Ama Karaktersiz
olmak çok büyük bir kusurdur.
31.Her Canlının Ölümü Tadacağını,Ama Sadece Bazılarının
Hayatı Tadacağını Öğrendim.Ben Dostlarımı Ne Kalbimle Ne de Aklımla
Severim.Olur ya Kalp Durur Akıl Unutur Ben Dostlarımı Ruhumla Severim.O ne
durur,ne de unutur…
32.Düşüncen konuşmana, Konuşman hareketine, Hareketin
kaderine yansır, Güzel düşün. güzel yaşa..!
33.Emek ver , Kulak ver , Bilgi ver Ama Sakın Boşverme.
34.Kişi gülüşüyle terbiyesini, güldüğü şey ile
seviyesini gösterir.
35.Bizi bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir !
36.Gel, gel yine her neysen, Kimsen yine gel; kâfirsen,
Ateş ve put seversen yine gel; Girmez ki, umutsuzluk dergâhımıza.
37.AŞK Abdest Gibidir. Şüpheye Düşersen Bozulur.
38.Göz iki, kulak iki, ağzımız ise tektir. Çok görüp,
çok dinleyip, Az konuşmak gerekir.
39.Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat
söylediği herşeyi düşünür.
40.En son ölüm gelir,yine de erken deriz.
41.Sukŭnetim asaletimdendir. her lâfa verilecek bir
cevabım var.lâkin; Bir bakarım lâf lâf mı diye , bir de bakarım söyleyen adam
mı diye.
42.Unutma ki!! Nefret ve Kinin ertesi Pişmanlıktır…
Ve her Canlıya ölüm vardır. İnsan Ölür ama Ölmeyen “INSANLIKTIR.
43.İnsan dostunun huyunu alır.
44. İki kişinin
bildiği sır değildir.
45.Acı su da, tatlı su da berraktır. Sakın
görünüşe aldanma… Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli
olandır.
46.Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur.
“Nice
insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan
yok.”
Programımız
burada sona ermiştir. Bizleri sabırla ve şevkle dinlediğiniz için teşekkür
ederiz.
SINIF
OĞRETMENI SINIF
OĞRETMENI
OKUL MUDURU
