4. Sınıf Türkçe Hikaye Unsurları Konusu Online Testi Soruları Çöz
AnasayfaGenel4. Sınıf Türkçe Hikaye Unsurları Konusu Online Testi Soruları Çöz
Bugün hava
güzeldi. Ilık bir sonbahar günü…
Okuldan çıkınca eve değil, parka doğru
yürüdüm. Aklım ilk dersten beri parktaydı. İlk derste Buket kulağıma bir şeyler
fısıldamış, aklımı başımdan almıştı.
“Aslı, parka sonbahar gelmiş!”
Önce inanmak gelmedi içimden. Sonbahar
bizim mahalleye gelmez sanıyordum. Çünkü sonbahar sararan yapraklar, solan
çiçekler demekti. Mahallemizde tek bir ağaç olmadığına göre sonbahar da bizim
mahalleye uğramaz, diyordum.
Çantamı yere koydum. Önümdeki yaşlı
çınara sevgiyle sarıldım.
“İşte!” diye bağırdım. “Bu gerçek bir
sonbahar!”
Sevim AK
Babamın Gözleri Kedi Gözleri
İlk 6 soruyu yukarıdaki
metne göre yanıtlayınız.
1. Çocuğun sonbaharın yaşadığı
mahalleye
gelmeyeceğini düşünmesinin
nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
a. Mahallelerindeki ağaçların
hepsinin kurumuş olması
b. Yaşadığı mahallenin çok
güneş alması
c. Yaşadığı mahallede ağaç
olmaması
d. Mahallelerinde çok fazla
yeşil ağaç olması
2. Metnin ana karakteri
kimdir?
a. Aslı b. Buket c. Yaşlı
çınar d. Parkın bekçisi
3. Metinde anlatılan olay
nedir?
a. Bir çocuğun sonbaharı tanıması
ve sevmesi
b. Bir çocuğun parkta arkadaşlarıyla
oynaması
c. Bir çocuğun mahallelerine
ağaç dikmesi
d. Bir çocuğun okuldan kaçıp
parka gitmesi
4. Olay nerede gerçekleşmiştir?
a. okulda b. parkta c. evde d. sokakta
4.
5. Çocuk, neden parkın kapısından
girince büyülendiğini sanıyor?
a. Ağaçların yapraklarının rengini beğendiği için
b. Ağaçlar kendisiyle konuşmaya başladığı için
c. Parktaki ağaçların hepsi kırmızı olduğu için
d. Ağaçların sarı yaprakları yerleri örttüğü için
1
6. Olayın gerçekleştiği zaman
aşağıdakilerden hangisidir?
a. Soğuk bir sonbahar günü
b. Sıcak bir sonbahar sabahı
c. Ilık bir sonbahar günü
d. Serin bir sonbahar akşamı
Barışların
Eskişehir’de en sevdiği semt Vişnelik’ti. Küçük bir kedileri vardı, adı Dikkuyruk…
Akşamları Porsuk Çayı kenarına giderlerdi. Oradan İstasyon Parkı’na…
Bir gün parkta Almanya’dan gelen işçi
çocuklarına rastladılar. Birinin elinde “Küçükler ve Büyükler” adlı bir kitap
vardı. Severek okuduğunu söylüyordu. İyi eğitilmiş bir çocuktu Ahmet.
Almanya’da İngilizce de öğreniyormuş. Ahmet, birkaç karşılaşmadan sonra neler
neler anlatmıştı onlara. Sonra
bir gün Almanya’ya çağırdı içtenlikle. “Size Almanya’nın en güzel yerlerini
gezdiririz babamla.” demişti.
Aradan epey bir zaman geçmişti. Bir gün
Barış’a üzerinde yabancı pulu olan bir paket geldi. Ahmet’ten geliyordu.
İçinden güzel bir resimli kitapla mektup çıktı.
7,
8, 9 ve 10. soruları metne göre cevaplayınız.
7. Metinde anlatılan olay nedir?
a. Almanya’da yaşayan bir çocuğun Eskişehir’e taşınması
b. Almanya’dan gelen bir çocuğun parkta arkadaşlarıyla oyun
oynaması
c. Eskişehir’den Almanya’ya giden bir çocuğun orada yaşadıkları
d. Eskişehir’de yaşayan bir çocuğun Almanya’dan gelen bir çocukla
arkadaşlığı
8.
Metinde anlatılan olay nerede gerçekleşmiştir?
a. İstasyon Parkı’nda b. Porsuk Çayı’nda
c. Almanya’da d. Küçük bir köyde
9.
Metnin ana karakteri kimdir?
a. Barış b. Ahmet c. Dikkuyruk d. Ahmet’in babası
10
Barış’ın arkadaşı Ahmet için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a. Kitap okumayı sevmektedir. b. Eğitimli ve bilgilidir.
c. Paylaşmayı sever. d. İnsanları
küçümser.
Meltem, kardeşini balkona çağırdı.
Elinden tutarak, gökyüzüne bakmasını istedi:
— Özlem, diye fısıldadı. Uzaydan
bizi gözetleyenler var.
Özlem, korkuyla ürperdi:
— Nasıl olur? Kim bizi
gözetleyebilir? Gözetleseler bile, o kadar uzaktan göremezler ki!
Meltem, fısıltılı konuşmasına
devam etti:
— Bize elektronik beyinlerle, çok
geliştirilmiş kameralarla bakıyorlar. Onlara ne kadar uzakta olursak olalım,
bakışlarından kurtulamayız…
Özlem’in avuçları ter içinde
kalmıştı:
— Ne korkunç! Pekiyi, ne
yapacağız öyleyse? Nereye saklanacağız?
Meltem güldü:
— Saklanmamıza gerek yok, dedi.
Onlar aslında Dünya’mızı gözetliyorlar.
— Neden gözetliyorlar? Dünya’mızı
ele geçirmek için mi?
— Bunları uzaya, dünyalılar
fırlatıyorlar. Şu anda Dünya’mızın çevresinde dört bine yakın uydu
dolaşmaktadır.
— Dört bine yakın mı? Ne de çok
uydu varmış!
— Her uydunun görevi ayrı olduğu
için, bunların sayıları günden güne çoğalıyor.